Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

by Ahmet Hamdi Tanpınar

iirlerinde sembolist bir dil kullanan Ahmet Hamdi Tanpnar romanlarnda gerçekçi ve sosyal sorunlara eilen bir tarz tercih etmitir.Saatleri Ayarlama Enstitüsü Türk insannn dou ve bat arasnda bocalamasn irdeleyen bir baucu romandr.Saatleri Ayarlama Enstitüsü, içeriini ve konusunu romann karakterlerinden Nuri Efendi (Saat Ustas), Mübarek (Ayakl ve yal bir ngiliz yapm duvar saati), Halit Ayarc ve saat-zaman-insan ilikilerinden almaktadr.Anlatm, Ahmet Hamdi Tanpnarn kendine has simgeci anlatmyla birleip, zaman zaman gelien olaylarla birlikte bakalamaktadr. nsanlarn popülerlie ve paraya verdii önemin, insanlarn nasl bir anda yüz deitirebileceinin alt çizilmektedir.ki uygarlk arasnda bocalayan toplumumuzun yanl tutumlarn, davranlarn alaya alan eletirel bir romandr. Yapt çocukluu II. Abdülhamit döneminde geçen, Merutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaayan Hayri rdal'n anlar eklinde kurgulanmtr. Roman dört bölümden olumaktadr: Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardr.

What People Think about "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"

Aslnda söylemeliyim ki, imdiye dek içine bu kadar zor girebildiim baka kitap olmad (yani, belki Madame Bovary). Halit Ayarc öyküye de salam bir ayar çekti. Hayri kardeimiz bunu adm adm tecrübe ediyor. Sradan, tam bir ortalama insan olan Hayri de bu akma hiç farknda olmadan kaplyor. En sonunda ise; posas çkm, tamamen deimi ve ruhunu satm, ama az buçuk da pimanlk duyan ve eski dürüst yaamn özleyen Hayri'ye, Halit'in dedikleri gayet manidar: "Size kendi hakikatinizi söyleyeyim! Bunu sordum az önce, evet, o yüzden deitiriyorum: Peki Halit Ayarc diye biri var m? Temelde yatan ülke eletirisi falan zaten gayet hakkaniyetli, en az "Tutunamayanlar" kadar, hatta yer yer ondan daha fazla nüktedan. Hem klasik hem kült olmak, bence bir sanat eseri için gayet üst mertebede bir unvandr.

They know theyre selling largely hot air - like options theory - so they tend to overcompensate by adopting an attitude of confident aloofness and even disdain for the non-financial aspects of human existence, things like art, and philosophy, and non-instrumental relationships, including families. Turkish sarcasm is a wonder to behold if Tanpinar is representative of the genre. I think I might well have been exposed to this style on my short junket, with a similar intent to that of Tanpinar in The Time Regulation Institute, namely to put me (or more likely the institution I represented) in my place without the slightest impropriety, bad taste, or overt hint of malice. I now can see myself then as an avatar of Tanpinars protagonist and narrator, Hayri Irdal, an hapless senior executive of the Time Regulation Institute, which is eerily similar to the institution of international finance that I represented. Like the eponymous Time Regulation Institute, the financial institutions of the world set, enforce and manage arbitrary conventions of value entirely in their own interests. Also like the Institute, these financial institutions are supported by a complex establishment of academics, social scientists and administrators whose careers depend on their political dominance. I am struck, for example, by Tanpinars characters who write learned articles with titles like The Effect of the North Wind upon the Regulation of Cosmic Time and Time and Psychoanalysis. Finance theorists, just as Tanpinars theorists of time, like to claim that they have simply revealed truths which have always controlled our lives. Or so they would like the world to believe - mainly because it hides the way they make their living, which is by controlling the standards by which value is measured. Quite simply: time, like financial value, is what some authority says it is. Goldman Sachs, for example, has a sophisticated statistical model which it uses to value the options it sells to its customers. Ratings agencies have different models, as do government regulators, and other financial institutions. The more we become accustomed to the fixed conventional reality of these two somewhat illusive concepts - as presented by the likes of Hayri Irdal or Goldman Sachs, or... Tanpinar knew that this is what Atatürk was up to with his insistence on uniform ideas of time, among many other things, in his modernization of the Turkish state after the dissolution of the Ottoman Empire. The Chinese know this in the radical transformation of their society using financial theory which asserts a uniform calculation of the value of money.* The rest of the world suffers cultural deterioration largely in silence.

More than fifty years after its publication in Turkey and its authors death, the 400-page novel The Time Regulation Institute by Ahmet Hamdi Tanpinar is available in English for the first time. Because of its numerous subplots, its very hard to summarize this novel, but let me try: at the beginning, the narrator, Hayri Irdal, reveals that his life has taken a different turn when he met his benefactor, Halit Ayarci, and became associated with the Time Regulation Institute. He is a master stylist, and The Time Regulation Institute is one of the most beautifully written and interesting novels of mid-twentieth-century (when it was first published).

10/10 (Evvela ve derhal beni bu güzide eserle tantran -tanklmz illa ki var tabi, aksi ayptr, bizimki lafn gelii- bu doyurucu tearüfü mümkün klan Kayp Rhtm Kraat Faaliyeti yetkililerine bin teekkürü bir borç bilirim.) Yllar boyu, bir devekuu gibi kafasn garp edebiyatna gömen bu âciz kâri, açkta kalm yanlarndan bihaber kendini edebiyatta kaybolmu sanyordu. Sonra bu güzide eser müthi bir hikâyeye sahiptir. Ahmet Hamdi Bey, ba sonu laykyla hesap edilmi, ince ince ilenmi, yükselip alçalaca zaman pek iyi bilen; sarkmayan, sökülmeyen ve tökezlemeyen bir hikâye koymutur ortaya. te bu resmigeçit sürerken içimde bir his Abdüsselam Bey'in hafif kaldn söylüyordu ama bir kaç bölüm sonra anladm ki daha yiyecei ekmek varm. Öyle nüktedan, öyle kvrak, öyle büyülü bir dil ki okumalara doyulmaz. Eserin dönemine göre sade olan dil imdi bize ar geliyor. Eserin güzelliini ortaya koyan onlarca iktibastan birkaç: Politikadaki hürriyet, bir yn hürriyetsizliin anahtar veya ardna kadar açk duran kapsdr. Evet, bir kere bile kimse bana gittiini söylemedii hâlde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara frladk. Evcek, onun için, ölüm denen korkunç eyin arkasnda ileyen makinann bir kolu, hattâ netice düünülürse bütünü idik. Rak kadehimde mermer bir saray birdenbire çökmü gibi deiti, tortuland.

Saat Ayarlama stasyonlar bünyesinde çaltrlacak kiilerin seçimi konusundaki konuulan kriterler ve Halit Ayarc'nn henüz ortada hiçbir i yokken büro için yapt masraflarn Belediye Bakan'nn ziyareti srasnda aslnda "marketing" dediimiz kavramn gereklilikleri olduunu görüyoruz. Halit Ayarc'nn giriimcilik serüveni, bu henüz bebek admlar ile ilerleyen ülkenin iktisadi hayatnn bir tezahürüdür diyebiliriz. Belediye bakan ile tartlan "ecnebi mütehasss" hususu ve ecnebi mütehassslarn yokluunun güven yaratmayaca endiesi Osmanl'nn son dönemlerinde vuku bulan, hatta ttihat ve Terakki partisi döneminde giderilmeye çallan ancak pek baarl olamayan "yerli kalifiye eleman" eksikliini ve bunun genç cumhuriyetin ilk dönemlerine yansmasn hatta bunun getirdii özgüven eksikliini açk bir ekilde göstermektedir diye düünüyorum. Kurmaca bir karakter olan "Ahmet Zamani Efendi" üzerine yaplan konumalarda, söz konusu ahsn bunu sahiplenmesi dönemde vuku bulan "milli tarih" ihtiyacndan kaynaklanyor diye düünüyorum. Ortada Modernlik üzerinde bir belirsizlik var. Kavram belirsiz olduu için modern olmak adna yaplan eylerin büyük bir ksmnn aslnda gereksiz olduu vurgusu var. Halit Ayarc'nn, Hayri rdal'n Voltaire'e benzetilmesi üzerine yapt konumada toplumun buna ihtiyac olduu vurgusunun belki de gururu krlm, çekingen, baarya aç bir toplumun özlemlerini gidermek ve kendini tatmin etme yöntemlerine dikkat çektii söylenebilir. Geçmii ile bark olmayan bir toplumun avuntu araylar ile modernlik kavramn yorumlay ortaya çkyor bu noktada. Belki de modernlik kavramnn bu kadar çarptlmas ya da somut bir hal alamamas toplumsal hafzada yer etmi olan baarszlklar ve sefalet, dolaysyla geçmii ile bark olamama durumudur.

Benim için öyle en azndan :) Türk modernizmiyle tatl tatl dalga geçerken, hepimize de unu öütlüyor bana kalrsa "çok da taklmayn." Hem de bunu saniyelerin neleri deitirebildii, dakikalarn öneminin hayatmzdaki yerinin ne denli güçlü olduunu bilen saatleri doar domaz geriye saymaya programlanm ölümlülere, "saat" üzerinden kurulmu güçlü bir kurguyla yapmay baaryor. not: Okumak isteyenlere minicik bir yüreklendirme, dilin zorluu sizi yormasn,70 sayfa kadar ilerlediinizde bir bakyorsunuz ki o dünyann parças olmusunuz.

u ana kadar okuduum kadaryla kitap hakkndaki görülerimi maddeler halinde yazaym: * kitapta günümüz Türkçesinde kullanlmayan birçok kelime bulunmasna ramen okurken bu kelimelere yabanclk çekmiyorsunuz sanki sürekli kullandnz kelimeler gibi sizin karnza geliyor, böyle olmasnda belki kitabn anlatmak istedii duyguyu çok iyi veriyor olmas geliyor. Sanki anlatm bir kitap yazaym herkes okusun tarznda deilde, bir kahveye oturmu, vakti var, çay eliinde karsndakine yaadklarn anlatyor ve acelesi yok :) * Yazar çevresini çok iyi gözlemlemi ve farknda ama anlatrken olaylarn içinde kalmay baaryor.

Ahmet Hamdi Tanpnar (23 June 1901 - 24 January 1962) was one of the most important modern novelists and essayists of Turkish literature. Because his father's vocation required frequent relocation, Tanpnar continued his education in several different cities, including Istanbul, Sinop, Siirt, Kirkuk, and Antalya. At the Fine Arts Academy, besides teaching literature, Tanpnar taught in branches of aesthetics in arts, history of art and mythology (19321939). Tanpnar died of a heart attack on the 24 January 1962 in Istanbul. Both in his poetry and novels psychological analyses, history, the characteristics of his time, the binding between the society and the individual, dreams and the problems of civilization are given a great place.